← Tüm Köşe Yazıları
KURAL VATANDAŞA, AYRICALIK ENCÜMENE Mİ?
SALİM SARIKOÇ SALİM SARIKOÇ

KURAL VATANDAŞA, AYRICALIK ENCÜMENE Mİ?

👁 199 okunma
Bir belediyede kural varsa, o kural herkes için vardır. Esnaf için başka, vatandaş için başka; encümen için ise bambaşka bir uygulama olamaz. Son günlerde Sürmene’de zabıta ekiplerinin cadde ve kaldırımlarda yaptığı denetimler üzerinden yaşanan tartışmalar, aslında çok daha önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Kural vatandaşa, ayrıcalık encümene mi? Bir esnaf aynı zamanda belediye encümeni olabilir. Burada hiçbir sorun yok. Ancak işin en önemli noktası şudur: Encümen olarak karar alıyorsan, o kararın gereğini önce sen yerine getireceksin. Çünkü encümenlik, sadece bir koltuk değildir. O koltuk; karar almak, alınan kararların arkasında durmak ve kamu adına yapılan uygulamalara saygı göstermek demektir. Bugün belediye, kaldırım işgaliyle ilgili bir karar alıyor. Reklam tabelalarının, dubaların veya vatandaşın geçişini engelleyen unsurların kaldırılmasına yönelik çalışma yapılıyor. Zabıta ekipleri sahaya çıkıyor. Peki ne oluyor? Eğer bu kuralların uygulanması sırasında, belediye encümeni olan bir kişi kendi esnaf kimliğini öne çıkararak uygulamaya karşı çıkıyor, zabıta ekiplerinin görevini yapmasını zorlaştırıyorsa burada ciddi bir çelişki ortaya çıkar. Kendi imzanla aldığın karara, kendi işyerinde uymuyorsan vatandaş sana neden uysun? İşte asıl mesele budur. Vatandaştan kurallara uymasını isteyenlerin, önce kendi davranışlarıyla örnek olması gerekir. Çünkü vatandaşın en çok baktığı şey şudur: “Bana uygulanan kural, makam sahibine de uygulanıyor mu?” Eğer cevap “hayır” ise, mesele artık bir duba, tabela veya kaldırım meselesi olmaktan çıkar. Mesele adalet ve eşitlik meselesine dönüşür. Zabıta görevlisinin karşısına çıkan vatandaş da encümen de aynı kurala tabi olmalıdır. Zabıta için kişinin makamı, siyasi kimliği, esnaf olması veya başka bir sıfatı belirleyici olmamalıdır. Kural kuraldır. Ya herkese uygulanır ya da ortada adil bir uygulamadan söz edilemez. Burada özellikle altını çizmek gerekiyor: Esnaflık yapmak bir ayrıcalık değildir. Encümen olmak da bir ayrıcalık değildir. Tam tersine, encümenlik daha fazla sorumluluk getirir. Çünkü sen sadece kendi adına hareket etmiyorsun. Vatandaş adına karar alıyorsun. O halde vatandaşın uymasını istediğin kurala önce sen uyacaksın. Zabıtanın uygulamasını eleştirebilirsin. Yanlış olduğunu düşünüyorsan hukuki ve idari yollarla itiraz edebilirsin. Ama kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek veya alınmış belediye kararının uygulanmasına zorluk çıkarmak başka bir meseledir. Hele ki o kararların alınmasında senin de sorumluluğun varsa... O zaman soru daha da büyür: Madem bu kurallar yanlış, neden o kararların altına imza atıldı? Yok eğer kurallar doğruysa, neden uygulanırken itiraz ediliyor? İşte burada samimiyet sorgulanır. Kimse makamı nedeniyle vatandaşın önüne geçmemeli. Kimse “Ben encümenim” diyerek kuralların dışında tutulmayı beklememeli. Çünkü makamlar gelip geçicidir. Bugün encümen olursun, yarın olmazsın. Ama geride bıraktığın davranışlar, vatandaşın hafızasında kalır. Sürmene’nin ihtiyacı olan şey kişiye göre değişen uygulamalar değil, herkese eşit uygulanan kurallardır. Esnaf da uyacak. Vatandaş da uyacak. Encümen de uyacak. Belediye başkanı da uyacak. Zabıta da görevini yapacak. Çünkü kamu düzeninde “ben kimim?” sorusunun cevabı değil, “kural ne diyor?” sorusunun cevabı önemlidir. Son sözümüz net: Kural vatandaşa, ayrıcalık encümene olamaz! Kendi imzanla aldığın karara kendin uymuyorsan, vatandaşın o karara uymasını nasıl bekleyeceksin? Önce kendin örnek olacaksın. Sonra başkasından kuralına uymasını isteyeceksin. Çünkü makam sahibi olmak, kurallardan muaf olmak değil; kurallara herkesten önce uymak demektir.
📤 Bu Köşe Yazısını Paylaş
✓ Yazı bağlantısı kopyalandı.